3 Ocak 2014 Cuma

"Mustafa Kemal Atatürk" Drama Gösterisi

"Mustafa Kemal Atatürk" Drama Gösterisi

DRAMA DA KULLANILACAK SES EFEKTLERİ


GÖK-YAĞMUR-ŞİMŞEK

http://onceokuloncesi.com/dosya/uplo...7fd7b965a4.rar

MUTFAK SESLRİ


http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...fd6167e819.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...51d6827b82.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...43c17d9f3c.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...07700bdf4e.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...6d18ef2f30.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...a6318a11e8.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...9726b2e982.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...59fe388345.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...351f7f106e.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...953d64e16a.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...d0d9da060f.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...b5e7ff6d18.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...1dd5e940f4.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/uploads
/18c57ebf080511afa3dd1f1cd17b7a97.wav

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...3623f439d2.mp3

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...f658115408.mp3

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...e9bfb90bea.mp3

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...a5af982a1d.mp3

http://www.onceokuloncesi.com/dosya/...0fc0ad04f3.mp3


DOĞA-HAYVAN SESLERİ

http://onceokuloncesi.com/dosya/uplo...e87f6144eb.rar

http://onceokuloncesi.com/dosya/uplo...6b1eb508c8.rar

1 Ocak 2014 Çarşamba

ANAOKULU VE KREŞ İÇİN DRAMALAR

Türkçe Dil Etkinliği – Temiz Olalım (Sohbet)
Öğretmen çocuklarla birlikte sabun, havlu, diş fırçası, tuvalet kağıdı…gibi temizlik malzemelerini incelemek için banyoya gider. Temizlikle ilgili malzemeler incelenir ve nasıl kullanılacakları anlatılır. Ardından öğretmen temizlikle ilgili malzemelerin doğru kullanımını uygulamalı olarak gösterir.Daha sonra Bay Mikrop adlı parmak oyunu oynanır.
BAY MİKROP
Bay Mikrop bir gün gezmeye çıkmış;yürümüş, yürümüş (Sağ elin baş parmağı, sol kol üzerinde yürütülür.)
Bir evin açık kağpısından içeri girmiş
Bir de bakmış merdivenler var.(Baş parmak avuç içinde dolaştırılır ve parmaklardan çıkılır.)
Başlamış çıkmaya .
Üst kata çıkınca, kapıyı vurmuş. (Sağ el yumruk yapılarak sol elin avuç içine vurulur.)
Tak…Tak…Tak…
Kim o?
Ben Bay Mikrop. (Sağ elin baş parmağı sallanır.)
Ne istiyorsun?
Seni hasta etmeye geldim.
Yoo…Beni hasta edemezsin. (Sol elin işaret parmağı sallanır.)
Bol bol uyudum, dengeli beslendim
Spor yaptım, yıkandım, aşı da oldum.
Mikrop, ’’Ben gidiyorum’’der. (Sağ elin baş parmağı sallanır.)
O sırada çocuğun annesi sabunlu suyla temizlik yapıyormuş
Mikrobun ayağı kaymış yuvarlanmış (İki el birlikte hareket ettirilerek yuvarlanma hareketi yapılır.)
Kendini kapının dışında bulmuş.
Gezi-Gözlem Etkinliği
Çocuklarla okulun bölümleri, bahçe ve çevresi gezilerek incelenir.Çocuklar okul personeli ile tanıştırılır ve çocuklara okul personelinin görevleri açıklanır. Gezi sonunda çocuklarla gözlemlenenler hakkında konuşulur.
Oyun Etkinliği- “Çizgiyi Takip Et”
Öğretmen çocuklara oyunu anlatır.Ardından sınıfın ortasına düz bir çizgi çizer. Çocuklardan sınıfın ortasına çizilen düz çizgi üzerinde; dışarı çıkmadan dikkatlice yürümelerini ister. Çocuk çizgi dışına çıktığında öğretmen destekler… Tüm çocuklar çizgide yürüyene dek oyuna devam edilir. İkinci veya üçüncü yürüme hızlı yapılır (Öğretmen çocukla birlikte yürüyerek eliyle ya da sözel yönergelerle destek verebilir.).
Drama – İsmini Söyle
Çocuklar yere daire biçiminde otururlar ve öğretmen çocuklardan birinin eline top verir ve çocuk kendi adını söyleyerek topu istediği bir arkadaşına yuvarlar.Topu alan çocuk da kendi adını söyleyerek topu başka bir arkadaşına yuvarlar ve dramaya sınıftaki tüm çocukların adları söyleninceye kadar devam edilir.
Drama – Mutluluğumuzu İfade Edelim
Öğretmen mutluluğu ifade eden çeşitli kartlar hazırlar. Çocuklar ikişerli olarak eşleşirler.Eşlerden biri gelerek bir kart seçer ve kartta ne olduğunu davranışlarıyla eşine anlatmaya çalışır. Eşi ise bu davranışlardan yola çıkarak eşini mutlu eden şeyin ne olduğunu bulmaya çalışır. Çalışma karşılıklı olarak eşler arasında dönüşümle sürdürülür.
Küçük Yıldız Okula Başlıyor
Küçük yıldız çok heyecanlıdır. Çünkü o gün ilk defa okula gidecektir. Annesinin elini sıkı sıkı tutar. Annesiyle beraber okula gelir. Okula geldiğinde onu güler yüzlü bir öğretmen karşılar. Artık ilk öğretmeniyle tanışmıştır. Küçük yıldız öğretmeninin güler yüzünü görünce mutlu olur. O gün okulda çok güzel vakit geçirir, yeni bilgiler öğrenir. Sevinçle eve döner. Annesi de evde onun dönmesini beklemektedir. (H. Azman)
Mutlu ve mutsuz daire çomak kuklalarıyla “Mutlu Daireler Ülkesi” adlı hikâye anlatılır.
Bir varmış, bir yokmuş. Mutlu Daireler Ülkesi ile mutsuz daireler ülkesi varmış. Mutlu daireler ülkesinin daireleri hep gülüyor, mutsuz daireler ülkesinin daireleri hep üzgün üzgün dolaşıyormuş. Bir gün mutsuz daireler ülkesinden bir daire “Şu mutlu daireler ülkesine gidip bir bakayım. Biz mutsuzken onlar neden mutlu?” demiş ve mutlu daireler ülkesine gitmiş. Ülkeyi baştan sona gezmiş. Daha sonra anlamış bu dairelerin neden mutlu olduğunu. Ülkesine dönüp, arkadaşlarına gördüklerini anlatmış. “Arkadaşlar, gittim gördüm ki mutlu daireler ülkesindeki daireler, birbirleriyle her şeylerini paylaşıyor. Paylaştıkça da mutlu oluyorlar. Sevdikleri şeyleri sırasıyla kullanıyorlar. Birbirlerini iteklemiyorlar. Bir daire, başka bir dairenin hoşlanmayacağı şeyi söylemiyor. Yardıma ihtiyacı olan dairelere diğerleri yardım ediyor. Ama ne yazık ki biz şimdiye kadar böyle yapmadık. Bundan sonra biz de mutlu daireler ülkesindekiler gibi davranalım. Anlattıklarımı uygulayalım, tamam mı?” demiş. Bütün mutsuz daireler “Tamam.”demiş. Tamam demeleriyle de kendilerini biraz mutlu hissetmişler. Arkadaşlarının anlattıklarını yaptıkça da mutlulukları artmış. Artık onlar da mutlu daireler ülkesi olmuş. (H. AZMAN)
TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ – DRAMA
Çocuklara çeşitli sorular yöneltilerek günlük yaşamdaki kurallardan bahsedilir. Daha sonra “Lütfen” adlı tekerleme söylenir.
Lütfen
Lütfen beni dinleyin,
Sakın olmaz demeyin.
Size bir tek sözüm var,
Lütfen onu iyi öğrenin.
Yumuşacık söylenir,
Duyanları sevindirir.
Bir şeyler isterken,
Lütfen demeden istemeyin.
(E. KARAKAYA)
OYUN ETKİNLİĞİ
“Okulun yakınında neler var?” adlı oyun oynanır. Çocuklara “Okulun yakınında ne var?” Okulun yanında, karşısında ne var?” vb. sorular sorularak okulun çevresinde neler olduğu kavratılmaya çalışılır. Sonra “Tık tık. Kim o?” adlı oyun oynanır. Çocuklar daire olur. Bir çocuk ortaya geçer. “Tık tık” der. Diğerleri “Kim o?” deyince çocuk adını söyler. Sonra aralarında “Ne istiyorsun?” “Oynamak”, “Kiminle?” “Ayşe ile” şeklinde bir konuşma geçer. İsmi söylenen öğrenci ile ortadaki öğrenci yorulana kadar zıplarlar.
SANAT ETKİNLİĞİ
Çocuklara gazete, dergi vb. verilir. Büyük parçalar kopararak yuvarlamaları istenir. Bir poşetin içine doldurulur. Poşet sıkıca bağlanır. Birkaç poşetin içine daha parçalar konulur, büyükçe bir top hâline getirilir.
TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ
Çocuklar kukla köşesine alınır. “Döne döne” adlı tekerleme söylenir.
Döne Döne
Döne döne dönelim.
Biz okula gidelim,
Okulda eğlenip,
Bilgiler öğrenelim.
Sevimli Kedi Anaokulunda
Sevimli Kedi ve ailesi kasabaya yeni taşınmıştı. Annesi onu, kasabadaki okula kayıt ettirmişti. Diğer çocuklar okula başlayalı birkaç hafta olmuştu. Ama o, çok çalışıp onlara yetişecekti. Okula başlayacağı için Sevimli Kedi çok heyecanlıydı. Nihayet sabah olmuştu. Sevimli Kedi kahvaltısını yaptıktan sonra okula gitmek için hazırlandı. Annesi ile beraber okula gitmek üzere yola çıktılar. Kim bilir ne kadar çok arkadaşı olacaktı? Çok mutluydu. Annesi onu öğretmeni ile tanıştırdıktan sonra eve döndü. Sevimli Kedi de derse katıldı. Sınıfta bir çok arkadaşı vardı, ama kimse onun yanına gelmiyordu. Sevimli Kedi bir kenarda oturup onları izlemeye başladı. Arkadaşları oyuna dalmıştı. O yüzden sevimli kedinin yalnız kaldığını fark edememişlerdi. Pembe Tavşan bir ara ona doğru baktı ve Sevimli Kedinin üzgün olduğunu fark etti. Hemen onun yanına gitti. Daha sonra …
Öyküyü çocukların tamamlaması istenir.
FEN VE DOĞA ÇALIŞMALARI
Kalın bir peçeteye kırmızı keçeli kalemle büyük bir nokta çizilir. “Kırmızı nokta çok yalnızmış. Bardakta da su damlaları varmış. Kırmızı noktayı yanlarına çağırmışlar. Kırmızı nokta çok sevinmiş. Birlikte oyun oynamışlar, karışmışlar.” denilerek peçetenin boyalı kısmı suya batırılır ve kırmızı boyanın su içindeki dağılışı gözlenir. Sebepleri ve gözlem sonuçları hakkında konuşulur.
MÜZİK – OYUN ETKİNLİĞİ
“Kırmızı Balık” adlı oyun oynanır.
Kırmızı Balık
Kırmızı balık gölde,
Kıvrıla kıvrıla yüzüyor.
Balıkçı Hasan geliyor,
Oltasını atıyor.
Kırmızı balık dinle,
Sakın yemi yeme.
Balıkçı seni tutacak,
Sepetine atacak.
Kırmızı balık kaç kaç.
Çocuklar arasından bir kırmızı balık, bir de balıkçı Hasan seçilir. Diğer çocuklar sınıfın ortasında halka olurlar. Halkanın ortasında kırmızı balık durur. Halkanın dışında balıkçı Hasan durur. Oyunun şarkısı söylenir. “Kırmızı balık kaç” bölümünde kırmızı balık halkadan çıkar, halkanın etrafında koşar, kaçar. Balıkçı Hasan da onu yakalamaya çalışır. Kırmızı balık yakalanmadan halkanın içine girerse oyunu kazanır. Oyunu kazanan çocuk alkışlanır.
OKUMA – YAZMAYA HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
“Hep kırmızıdır elbiselerim
Ben bu rengi pek çok severim
Bayrağımı cicim çok sevdiğim için
Hep kırmızıdır elbiselerim.” denilerek halka şeklinde yere oturulur. Birkaç kez şarkı tekrar edilir. Daha sonra çocuklara sıra ile söz hakkı verilir. Çocuklar ayağa kalkıp “Benim tşörtüm kırmızı” vb. cümleler kurarak giysilerindeki kırmızı renkleri gösterirler.
OYUN ETKİNLİĞİ
Çocuklarla beraber “Büyük Küçük” adlı oyun oynanır. Öğretmen “Büyük” dediğinde çocuklar ayakta dururlar. “Küçük” dediğinde ise çömelirler. Şaşıran çocuklar oyundan çıkarlar. Daha sonra çocuklarla “Merhaba – Hoşça Kal” adlı oyun oynanır. Çocuklar müzik eşliğinde odada serbestçe dolaşır. Müzik kesildiğinde, her çocuk “Merhaba” diyerek en yakınındaki çocuğun elini sıkar. Ardından “Hoşça kal” diyerek el sallama hareketi yapılır. Diğer çocuk da aynı şekilde karşılık verir. Müzik tekrar başladığında çocuklar sınıfta gezmeye başlar.
TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ – DRAMA – FEN VE DOĞA ETKİNLİĞİ
Karagöz ve Hacivat kuklalarıyla; dinlemenin önemiyle ilgili bir kukla gösterisi yapılır.
(Karagöz Hacivat’a arkasını dönmüş bir şekilde tutulur.)
Hacivat: Karagöz’üm buraya gelirken ne oldu biliyor musun?
Karagöz: Hayır, Hacivat bilmiyorum.
Hacivat: Dinle de anlatayım.
Karagöz: Dinliyorum, anlat bakalım. Çok merak ettim.
Hacivat: İyi ama Karagöz’üm bana arkanı dönmüşsün. Ben konuşurken yüzüme bakmıyorsun ki. Ben de beni dinlemediğini düşünüyorum. O zaman da canım anlatmak istemiyor.
Karagöz: Seni dinlediğimi göstermek için sana bakmam mı gerekiyor?
Hacivat: Tabiî ki Karagöz’üm. Ben konuşurken bana bakıp arada bir kafanı sallaman, sözümü kesmemen beni dinlediğini gösterir.
(Karagöz Hacivat’a doğru döner.)
Karagöz: Anlat Hacicavcav dinliyorum seni.
Hacivat: Sana gelmek için yola çıkmıştım ki…
Karagöz: Ya Hacicavcav, yarın seninle pikniğe gidelim mi?
Hacivat: Karagöz sözümü bitirmemi neden engelliyorsun? Daha anlatacakların bitmedi ki. Sana beni dinle demiştim.
Karagöz: Özür dilerim, haklısın sözünü kesmemeliydim. Dinliyorum, anlat bakalım.
Hacivat: Buraya gelirken Bakkal Şükrü ile karşılaştım. Bu akşam arkadaşlar ona gidecekmiş. Bizi de davet etti. Gidelim mi, ne dersin?
Karagöz: Olur, Hacicavcav tabii gidelim.
(Karagöz ve Hacivat kuklaları birbirine sarılarak sahneden çıkar.)
(H. AZMAN)
Sonra anlatılan metin hakkında çocuklarla konuşulur. İsteyen çocuklar da kukla gösterisi yapar.
TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ
“Temizlik” adlı şiir söylenir.
Temizlik
Sabah erken kalkar,
Yüzümü yıkarım.
Ellerimi sabunlar,
Kahvaltımı yaparım.
Dişlerimi fırçalar, saçlarımı tararım.
Okuluma giderken,
Etrafa mutluluk saçarım.
Ardından “Küçük Yeşil Sabun” adlı hikâye anlatılır. Hikâye yarıda kesilir. Çocuklardan tamamlamaları istenir. Sonra da dramatize edilir.
Küçük Yeşil Sabun
Küçük yeşil sabun bu günlerde çok üzgündü. Çünkü onu hiç kimse kullanmıyordu. Oysa yeşil sabun, evin küçük kızı Merve ellerini yıkasın diye satın alınmıştı. Merve önceleri yemekten önce ve sonra ellerini düzenli yıkıyordu. Küçük yeşil sabun da bir işe yaradığını düşünerek mutlu oluyordu. Ama son zamanlarda Merve ellerini yıkamadan yemek masasına oturmaya başlamıştı. Annesi uyarınca da hemen aceleyle ellerini ıslatıp dönüyordu. O gün de aynı şey oldu. Merve aceleyle ellerini suda yıkadı, banyodan tam çıkacaktı ki bir ağlama sesi duydu. Etrafına baktı. Küçük yeşil sabunu gördü. Merve şaşırdı, küçük yeşil sabun ağlıyordu. Bir sabun neden ağlayabilirdi ki? Merve küçük sabunun yanına giderek: “Neden ağlıyorsun?” diye sordu. Küçük sabun: “Annen beni, senin kullanman için aldı. Sen ilk zamanlar yemekten önce ve sonra, beni kullanarak ellerini yıkıyordun. Ben de buna çok seviniyordum. Benden boncuk boncuk köpükler çıkartıyordun. Ellerin tertemiz oluyordu. Ama artık beni kullanmıyorsun. Unuttun beni.” dedi. Merve küçük sabunun söylediklerini düşündü. Daha sonra…Öğretmen öykünün sonunu çocukların tamamlamasını ister.
(H. AZMAN)
OYUN ETKİNLİĞİ
Çocuklarla beraber “İnsanların Hâlleri” adlı oyun oynanır. Öğretmen çocuklara çeşitli yönergeler verir. Çocuklar da bunlara uyar. Şaşıran çocuklar oyundan çıkar. Örneğin; mutlu-mutsuz insan öykünmesi, kızgın insan öykünmesi, neşeli insan öykünmesi yapılır.
Çocukların ilgisine göre oyunun süresine karar verilir.
TÜRKÇE DİL – DRAMA ETKİNLİĞİ
Çocuklar minderlere otururlar. “Kitap” adlı parmak oyunu oynanır.
Kitap
Aldım elime kitabı, (Eline kitap alma hareketi)
Açtım kapağını. (Açma hareketi yapılır.)
Merakla okudum içini, (Okuma hareketi yapılır.)
Öğrendim bir bir, (Sağ el işaret parmağı ile sol el parmakları sayılır.)
Doğruları gerçekleri. (Baş üzerinde ellerle daire çizilir.)
Çocuklar kitaplıktan birer kitap seçerler. Herkes belli bir süre aldığı kitabı inceler. Daha sonra; anlatmak isteyenler, inceledikleri kitabın hikâyesini anlatırlar. Çocuklar öğretmenleriyle birlikte sınıftaki kitapları inceler. Tamire ihtiyacı olan kitapların yırtık yerleri yapıştırılır. Sonra öğretmen “Çocuklar kitaplar bizim için çok önemlidir. Kitaplar bize bilmediğimizi öğretir, görmediğimizi gösterir. Bu yüzden de kitapları kullanırken dikkat etmeli, onları yıpratmamalıyız. Sayfalarını yavaş çevirmeli, buruşturup yırtmamalıyız.” diyerek kitapları nasıl kullanmaları gerektiği konusunda bilgi verir. Daha sonra “Herkes kendini bir kitap olarak hayal etsin.” der ve çocuklara tek tek ne kitabı olduklarını sorar. Çocukların cevaplarından sonra:
– Çocukların sizi nasıl kullanmasını istiyorsunuz?
– Ortalıkta bırakıldığınız zaman ne hissediyorsunuz?
– Sayfalarınız yırtılır ya da buruşturulursa ne hissedersiniz? vb. sorular sorulur.

Eleştirel düşünmenin yolu ‘yaratıcı drama’dan geçiyo

KALIPLARDAN biraz olsun uzaklaşmak, taklitten kaçınmak, şablonlardan kurtulmak mı istiyorsunuz? Bu konuda yaratıcı drama en iyi yöntem. Peki ama yaratıcı drama ne işe yarıyor? Yaratıcılığı ve estetik gelişimi sağlıyor, eleştirel düşünme yeteneği kazandırıyor, birlikte çalışma alışkanlığı kazandırıyor. En önemlisi kendine güven duyma ve karar verme becerileri kazanmada çok etkili. Dil ve iletişim becerileri ve duygu ve düşüncelerini geliştirmede en iyi yöntem. Yaratıcı dramayla sürdürülen çalışmalar sırasında, katılımcıların varolan yaşantılarından etkili biçimde yararlanarak “gerçek yaşam ve kurgusal olan” arasında yeni ilişki oluşturmalarına fırsat sağlanır. Bu eğitimde genel çerçeve çizilir ancak eğitim programının katılımcıları, hedefler ve hedef-davranışlar, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve değerlendirme ögeleri arasında gereksinim duyulduğunda değişiklikler yapılabilir. Böylece dramada eğitimi, titizlikle yapılan planlamayı içerir. Drama eğitimi; kimlerle, niçin, neyin, ne zaman, nasıl yapılacağını kesin-katı bir dille anlatmak ve reçete, şablon ya da listeler sunmak demek değildir. Her yaşta, bireyin gelişim özelliklerine, gereksinimlerine koşut olarak drama eğitimi planlanarak, uygulanabilir ve ardından değerlendirme çalışmalarıyla süreç gözden geçirilerek iyileştirilebilir.

Öğretmen ve öğrenciler

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Tülay Üstündağ, drama eğitimi ile ilgili olarak şunları söyledi: Drama dersi; birbirinin ön koşulu olma, destekleme, ilişki kurma, hazırlama, bağlantıları bulunma gibi özelliklere sahip aşamalara göre planlanır, uygulanır ve değerlendirilir. Drama sürecindeki aşamalar; “giriş, geliştirme ve sonuç etkinlikleri” olarak, genel öğrenme süreçleri ve öğretim etkinliklerine koşut olarak düzenlenir. Bu düzenleme; drama etkinliklerinin hemen her adımında öğretmenin ve öğrencilerin bizzat katılımlarını örtülü ya da açık olarak işe koşma, bilişsel, duyuşsal ve devinişsel yaratıcılığı önemseme yoluyla doğaçlama, rol oynama ve canlandırmaları içerir. Drama eğitiminde; öğrencilerin özellikleri, dersin hedefleri ve hedef-davranışları, içerik, kullanılan yaklaşım, yöntem ve tekniklere uygun olarak seçilen çeşitli araç-gereçler kullanılabilir. Araç-gereçler; görsel-işitsel ve teknoloji destekli olarak drama etkinliklerini farklılaştırabilir. Drama paylaşımlarında; kağıt, afiş, boya kalemi, fotoğraf, gazete haberi, kartpostal, çalışma yaprağı, CD ve CD çalar, resim, karikatür, yazılı metin, çalgı gibi teknoloji ürünü ya da öğretmen yapımı araç-gereçler eğitimcinin işini kolaylaştıran ve öğrencinin etkin öğrenmesine olanak sağlayan yardımcılardır.

Kimler bu eğitimi vermeli

DRAMA öğretmeni ya da eğitmeni açık ya da örtük davranışları, onun hem drama sürecini düzenleme hem de drama sürecinin bir parçası olma özelliklerini anlatır. Drama dersinde; etkinliklerin içinde bizzat bulunma, drama sürecini dışarıdan sürükleyen biri olma, hem katılımcı hem de izleyen bir kişi olma gibi farklı öğretmen davranışları gözlenebilir. Drama etkinliklerinin iyi planlanmış ve düzenlenmiş olması, yönergelerin belirlenmesi, çalışma ortamınının güvenli duruma getirilmesi şart. Drama sürecine özgü söz dağarcığını kullanması, öğrencilerin yeteneklerini en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak için bireysel ve kümece çalışabilecekleri olumlu bir ortam oluşturması, öğrencileri dikkatle dinlemesi ve sorularını yanıtlaması, günlük etkinliklerini değişebilir esneklikte planlaması öğretmenin ya da eğitmenin sorumlulukları arasındadır. Drama eğitiminin en az 320 saatlik eğitim programını tamamlamış drama lideri/ eğitmeni kişiler tarafından vermesi önemlidir. Ancak, ülkemizde lisans programlarını bitiren eğitim fakültesi mezunlarının bile ortalama 150 kredi ve 170 saatlik birikimle mezun olduklarına bakılarak bu eğitim süresi neredeyse iki katı olarak düşünülebilir. Diğer yandan kimi mesleklerde olduğu gibi, drama liderliği/ eğitmenliğinde de değil 320 saat 3200 saat eğitim alsa bile o işi yapmaması gereken birileri olabilir. Anne babaların drama eğitimini/ dersini veren kişilerin arka planını/ özgeçmişini sorgulamaları önemlidir. Türkiye’de drama eğitimi adına çocukların çeşitli gelişim özelliklerine aykırı pek çok çalışmanın yapıldığı gözden kaçırılmamalıdır.

Karşıdakini anlama ve saygı duyma

DRAMA yaşantıları, özellikle duyuşsal boyutuyla birey üzerinde güçlü etkiler bırakabilir. Paylaşımlar sırasında; birbirinin sözünü kesmeden dikkatle dinleme, söz alarak konuşmayı alışkanlık haline getirme, herkese görüşlerini söyleme fırsatı vermeye özen gösterme, verilen yönergelere kendi isteğiyle uyma, cinsiyet ayırımı yapmama, başkalarının yaptıklarıyla alay etmeme gibi farkındalık kazandırır.
HERHANGİ bir konuyu, doğaçlama, rol oynama gibi tekniklerden yararlanarak, bir grupla ve grup üyelerinin birikimlerinden, yaşantılarından yola çıkarak canlandırmalar yapılır. Mutlaka bir lider, drama öğretmeni ya da eğitmeni eşliğinde ve yapılır. Önce rol yapmak için çalışılır. Dramada canlandırma, doğaçlama, konuşma, dinlemek, gözlemek, bakmak, düşünmek, okumak, yazmak gibi bir çok etkinliklere başvurulur.
KALIPLARDAN uzaklaşıp, taklitten kaçınmanın, şablonlardan kurtulup, eleştirel düşünmenin en iyi yöntemi, yaratıcı drama oluyor. Yaratıcılığı ve estetik gelişimi sağlayan, eleştirel düşünme yeteneğini kazandıran, birlikte çalışma alışkanlığı edindiren bu yöntem, kendine güven duyma ve karar verme becerilerinin de gelişmesinde etkili oluyor. Bu nedenle sadece öğrencilerin değil aynı zamanda öğretmenlerin de bu eğitimden geçmesi öneriliyor.
Tülay Üstündağ
 

Drama Olarak Canlandirabileceğeniz Bir Hikaye


KİRPİ İLE KESTANE

Güneşli, güzel bir gündü. Küçük kirpi kestane ağacının altında mışıl mışıl uyuyordu. Ansızın sırtına ‘pat’ diye bir şey düştü. Küçük kirpi telaşla uyandı. Ne olduğunu anlayamadı. Sağına baktı bir şey göremedi, soluna baktı yine bir şey göremedi. Tekrar uyumak istedi ama uyuyamadı. Biraz yürümek istedi ama sırtında bir ağırlık vardı. O sırada kulagına bir ses geldi;
Merhaba!
Küçük kirpi çevresine bakındı ama sesin kimden geldiğini anlayamadı. 
Hey beni duyuyor musun?
Küçük kirpi başını kaldırdı ama kimsecikleri göremedi. 
Duyuyorum ama seni bir türlü göremiyorum. Neredesin?
Buradayım, tam sırtında 
Peki ama sen kimsin?
Ben bir kestaneyim
İyi ama neden yanıma gelmiyorsun?
Gelemem ki benimde senin gibi dikenlerim var. Kendimi kurtaramıyorum, galiba dikenlerimiz dolaştı.
Küçük kirpi çok şaşırdı. 
Ne yapacağız şimdi? Dedi.
Zıplayabilir misin? Diye sordu kestane.
Evet, belki böylece seni sırtımdan indirmeyi başarabilirim.
Küçük kirpi ‘hop’ diye hopladı olmadı, ‘zıp’ diye zıpladı yine olmadı. 
Takla at. Dedi kestane.
Küçük kirpi takla attı; ama dikenleri daha çok dolaşmıştı. Küçük kirpi; 
En iyisi yaşlı tavşana gidelim, o bizi ayırabilir. Dedi.
Birlikte tavşanın kulübesine gittiler. 
Sevgili tavşan, dikenlerimiz dolaştı. Lütfen bizi ayırabilir misin? Dediler.
Yaşlı tavşan bıyıklarını oynattı. Sonrada;
Çok isterdim çocuklar ama öyle çok işim var ki havuçları sulamayı unuttum, kurumalarını istemem doğrusu. Siz en iyisi bekçi köpeğe gidin. Diyerek uzaklaştı.
Küçük kirpi ve kestane bekçi köpeği buldular. Ona da;
Sevgili köpek, dikenlerimiz dolaştı, bizi ayırabilir misin?
Çöp kutularının etrafındaki kedileri kovalayacağım, etraf çöp koksun istemezsiniz öyle değimli? Siz en iyisi tonton ayıya gidin. Dedi.
Küçük kirpi ile kestane tonton ayıyı aramaya başladılar. ‘tonton ayı tonton ayı nerdesin?’ diyerek her ağacın arkasına baktılar. Birde ne görsünler, tonton ayı elindeki bir kovan dolusu balla arılardan kaçıyor.
Yardım edecek başka birini bulmalıyız. Dedi kestane. 
Çaresizlik içinde alageyiğe gittiler. Ama alageyik de onlara yardım edemezdi. Çünkü arkadaşı kara geyikle şakalaşırken boynuzları birbirine dolaşmıştı.
Keşke bize yardım eden biri olsa. Dedi alageyik.
Kestane ve kirpi gülmeye başladılar. 
Hava kararıyor. Kim bilir annem beni ne kadar merak etmiştir. Dedi kestane.
Küçük kirpi eve dönmesi gerektiğini söyleyince, kestanecik;
Peki ben şimdi ne olacağım. Diye ağlamaya başladı.
Üzülme, belki annemle babam bizi ayırabilir. Dedi küçük kirpi.
Kestane hala ağlıyordu.
Ben annemi istiyorum, gece olunca korkarım ben, annemi isterim.
Küçük kirpi bunun üzerine koşmaya başladı. Öyle hızlı koşuyordu ki birden yokuştan aşağı tıngır mıngır yuvarlanıverdi. Kendilerini ta kestane ağacının dibinde buldular. Küçük kirpi gözlerini açtı bir çift göz ona bakıyordu. O da kendisi gibi dikenler içindeydi. Küçük kirpi;
Seni gördüğüme çok sevindim. Seninle oynamayı çok isterdim; ama geç kaldım eve gitmeliyim. Hoşça kal. Deyip koşa koşa uzaklaştı.
Kestanecik yapayalnız kalmıştı. Şimdi annemi nasıl bulacağım diye düşünürken, ağaçtan ‘pat’ diye bir şey düştü kestanenin yanına… Ağaçtan atlayan annesiydi…
Bir kirpiyle tanıştım. Dedi kestanecik ve olanları annesine bir bir anlattı. Sonrada annesinin dikenlerine yaslanarak derin bir uykuya daldı. Seni yaramaz seni, nerelerdeydin bakalım?

OKUL ÖNCESİ DRAMA ÖRNEKLERİ


ÖRNEK 1
Çocuklar araba ,kamyon,tren,motosiklet gibi taşıt araçları olur,trafiğe çıkarlar.Biri ambulans ,biride trafik polisi olur.Herkes kendine özgü sesi çıkarır ve hareket eder .Derken arabalar kaza yapar,çarpışırlar.Şöför ambulansla hastaneye götürülür(Bu ve benzeri olaylarla öykü genişletilir)   

ÖRNEK 2
Ülkeye gelen uzman alanı hakkında bilgi vermektedir ve bu söylenenleri bir çevirmende çevirmektedir.Söylenenleri dinleyiciler kesinlikle anlamıyor ve çevirmen o anda spontane cümlelerle olayı aktarıyor.

ÖRNEK 3
Ormana leylekler gelmiş (dizlerini karınlarına çekerek leylek yürüyüşü taklidi yapılır). Ormanda do­laşmış, dolaşmış, sonra uykuları gelmiş. Tek ayaklarını karınlarına çekerek gözlerini kapatmışlar. Bu sırada or­mana bir avcı gelmiş. Tüfeğini doğrultmuş, etrafa ateş et­miş. Leylekler uyanmış, uçmaya başlamışlar

ÖRNEK 4
Çocuk sütünü içecek. Kaşığı önündeki bardağa batırıp karıştırıyor. Bardağı ağzına dikkatle götürüyor. Bu­nu bir kaç kez tekrar ediyor. Bu sırada dört ayak üzerine yürüyerek kedi taklidi yapan bir başka çocuk yanına ge­liyor. Süt içen çocuğa sürünüyor, ondan sütünü istiyor. Çocuk eliyle kediyi itiyor, git işareti yapıyor.Ama kedi gitmiyor. Çocuğun önündeki sütü içiyor. Çocuk gözlerini oğuşturarak ağlamaya başlıyor.

ÖRNEK 5
Sokağa çıkacaksınız. Paltonuzu giyiyorsunuz. Başlığınızı, çizmelerinizi giyiyorsunuz. Sokağa çıkıyor­sunuz. Ah! Şemsiyenizi unuttunuz. Geri dönüyorsunuz. Şemsiyenizi alıp dışarı çıkıyorsunuz. Şemsiyeyi açıyor ve yağmur altında yürüyorsunuz.

ÖRNEK 6
Tavan arasından eski bir oyuncağımızı almak is­tiyoruz. El fenerini alıyor, yakıyoruz. Oyuncağı aramaya başlıyoruz. Birden ayağımızın altından bir fare kaçıyor. Zıplıyoruz. Biraz da korkuyoruz ama kaçmıyoruz. Bir sandığın kapağını açıyor, oyuncağı alıyoruz, sandığı tek­rar kapatıyoruz. Yine yavaşça yürüyor, kapıya gelince el fenerini söndürüyoruz.

ÖRNEK 7
Yavru zürafa oflaya oflaya yokuşu çıkar. Yürür. Karşısına bir dere gelir. Karşıya geçer. Ormana gelir. Ku­ru yaprakların üzerinden çıtır çıtır yürür. Tık tık tık diye merdivenlerden çıkar. Tak tak tak diye kapıyı çalar. Bakar, hayvanlar dansediyorlar. O da dansetmeye başlar.

ÖRNEK 8
Kış - Kartopu yapma, üşüme, eldiven giyme, palto, kaşkol, başlık giyme, karda yürüme, buzda kayıp düşme hareketleri yapılır.İlkbahar - Fidan dikme, sulama, çiçek toplama, kok­lama, uçurtma uçur

TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ DRAMA "DEREKUŞU VE ÇİÇEKLER"


TÜRKÇE DİL ETKİNLİĞİ DRAMA "DEREKUŞU VE ÇİÇEKLER" ile FATMAKARSAK

Yaratıcı Drama - Bozuk Zeytin